DOLAR

43,5385$% 0.03

EURO

51,4872% 0.11

STERLİN

59,5225£% 0.06

GRAM ALTIN

6.904,81%-0,04

ÇEYREK ALTIN

11.956,00%-0,01

İmsak Vakti a 02:00
İzmir ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR 12°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Mübâdelenin 100. Yılında: EGE DENİZİ, ÖTESİ VE KEMALPAŞA – 3

Nifli Rumlar, Yunanistan’da Mübâdele sonrası -mecbûren- kendilerine yeni bir hayat kurdular. Bu, onların eski hayatlarının benzerini asla yansıtmıyordu ama Atina’da kendilerinin yerleştiği semte “Nea Smyrni” yani “Yeni İzmir” adını verecek kadar İzmirli’ydiler…

Yazar Nikau Karara, 9 Eylül 1922 tarihinde ve takip eden günlerde Rumların kaçmak zorunda kalışını “O korkunç koşullar altında ve benzeri görülmemiş, kâbus gibi maceralar ve mücadelelerle, bir gemi kazasının sefil kalıntıları, çıplak, evsiz, hiçbir maddi imkânı olmayan insanlar yani tüm Nifyolular da köylerini terk edip nereye kaçabilirlerse oraya kaçtılar. Vatan sevgisi ve bağlılığı uğruna neler çektilerse, onları çeken Yunanistan’a. Tehlikedeki yeni doğan bebekler gibi, korunmak için annelerine koştular. Ve gerçekten de o, bütün acılarına rağmen, elinden gelenin en iyisini yaparak, onlara istediklerini verdi.” cümleleriyle aktarmaktadır. Doğal olarak bu anlatımda epik ve ağırlıklı olarak lirik ifadelere yer verildiğini de vurgulamam gerekiyor. Zira Karara, kitabının hiçbir yerinde Yunan askerleri ve Rumların Türklere yaptığı kötülüklerden hiç ama hiç söz etmiyor. Konu, cidden derin; yakın zamanda yazacağım… “Mübâdele” konusunda önemli çalışmaları, makaleleri ve kitapları bulunan Prof. Dr. Kemal Arı, “Lozan görüşmeleri sırasında eylemli olarak Türkiye’den ilk anda sekiz yüz elli bin Ortodoksun Türkiye’den ayrılarak Yunanistan’a” gittiğini belirtir. Bu veri elbette Türkiye genelini kapsayan bir bilgidir ama Nif ölçeği hakkında bizi sonuçlara götürebilecek bir bilgi değildir. Şöyle ki “kaçanlar”, “göç edenler” ve Mübâdele anlaşması sonrasında “göç etmek zorunda kalanlar” olarak anacağımız üç katmandan ikincisi olan Lozan görüşmeleri sırasında Türkiye’yi terk edenlerin yani “göç edenlerin” sayısı sekiz yüz elli bin. 9 Eylül sürecinde, alelacele, bulduğu ilk gemiyle Yunanistan’a da Ege adalarına ne kadar Rum’un gittiğini bilmiyoruz.” Kemal Arı hocanın değerli araştırmasına göre, yaklaşık sekiz buçuk ay devam eden Lozan görüşmeleri sırasında her ay yüz bin Rum, Anadolu’yu terk etmiş olmalı.

Peki bu “mübâdele” fikri ilk ne zaman ve nasıl ortaya çıkmıştı? Mustafa Kemâl Paşa öncülüğünde, Türkler’in etkli ve ezici bir biçimde savaşı kazandıkları; öncelikle Yunan Donanması’nın İzmir’den, devamla Batı Trakya’dan ve İngiliz birliklerinin İstanbul’u işgâlini kaldırmasıyla son bulan süreçte, ilk Mudanya müzakerelerinde dile getirilir / ortaya atılır.


Türk heyetini temsilen Mudanya Mütâreke’nde bulunan Refet (Bele) Paşa görüşmeler sırasında, aynen şu cümleyi kurar: “Anadolu Rumları’nın artık Türkye’de kalamayacağını belirirtmiştik”. Norveç heyetinde bulunan Dr. Fridjof Hansen’in bu görüşe katılmasıyla da “mübâdele” süreci başlar.

9 Eylül 1922 tarihi, Lozan görüşmelerinin başlama tarihi 11 Kasım 1922, bitiş ile tarihi olan 24 Temmuz 1923 arasında ciddi bir zaman akışı var. Henüz Lozan Antlaşması imzalanmadan önce, 30 Ocak 1923’te antlaşmaya eklenen ek bir protokolle bir “Mübâdele” anlaşması yapılır. Anlaşmaya göre 1 Mayıs 1923 tarihine kadar Türk topraklarında yaşayan Rumlar ile Yunanistan’ın güneyinde ve adalarında yaşayan Türkler karşılıklı ve “zorunlu” olarak göçe tabi tutulacaklardır.

Asıl trajedi de tam burada başlar; hem gidenler hem gelenler için…

“Mübâdele Anlaşması” çerçevesinde, Kemal Arı hocanın verdiği bilgilere göre “Türkiye’den bir milyon iki yüz bin Ortodoks Yunanistan’a, dört yüz elli-beş yüz bin Müslüman da Yunanistan’dan Türkiye’ye göç ettirilmiştir.” Bu, 1900’lü yıllarda, hele de ilk dünya savaşından yenik çıkmış Türkiye ve “Küçük Asya Felaketi” yaşamış Yunanistan için akıl almaz boyutta bir demografik değişimdi. Çünkü günümüzdeki çok yakın mesafeler o yıllarda çok “uzak” mesafelerdi… Tam da bu noktada, okuyanların Çağan Irmak’ın yönetmenliğini yaptığı “Dedemin İnsanları” filmini, izlemedilerse eğer izlemelerini kesinlikle öneririm.

Nikou Karara, “Nifyo” başlıklı, çokça andığım kitabında ilk göç Lozan süreci ya da mübâdele sürecinde yaşandığına ilişkin net bilgi veremiyor. Karara, aslında kendi de açıkça mealen söylüyor ki “ben, bu kitabı sözlü tanıklıklara dayalı olarak yazdım.” Karara, yine bu tanıklıklara dayalı olarak bize, Nif’ten, hangi tarihte olduğunun ayrıntısını vermediği biçimde, Yunanistan’a gidenlere ilişkin bilgiler aktarıyor: “Köyün tüm sakinlerinden yaklaşık 350 ailenin hayatta kalıp Yunanistan’a ulaştığı, bunlardan bazılarının da kaderin onları sürüklediği her yere dağıldığı tahmin ediliyor: Atina’da, Pire’de, çevredeki mülteci yerleşim yerlerinde, özellikle Nea Kokkinia’da. Birçoğu Girit’te Heraklion [Kandiye] ve Hanya’ya, bir kısmı Selanik, Patras, Lamia, Volos, Verria’ya, bir kısmı da Makedonya’nın çeşitli yerleşim yerlerine çiftçi olarak gidip yerleştiler, birkaçı da Mısır ve Amerika’ya gittiler.”

Karara’nın, aşırı taraflılığına rağmen, dünya bilim tarihine önemli bir katkısının da olduğunu söylemeliyim; o da Nif’ten Yunanistan’a ya da Ege adalarına her ne şekilde gidenlerin tam isim listesini vermesi. Yani aslında, Nif’ten giden ailelerin kim olduklarını bu sayede biliyoruz. Listede yer alan 350 aile, mübadele yoluyla Nif kaza merkezinden giden ailelerin isimlerini kapsıyor. Kemalpaşa’nın köylerindeki göçmenleri kapsamıyor. Zira 2024’ün ekim sonlarında, Kanada’da yaşayan, büyük dedesi mübadele ile Parsa’dan Girit’e mübadil olarak gitmek zorunda kalan Anastasia ile tanıştık. Büyük dedesinin Bağyurdu’ndaki değirmenini, fırınını ve yaşadığı evi, bir film heyecanını canlı olarak yaşadığımız ikinci günde bulabildik. Kendisine verdiğim Karara’nın kitabındaki listede büyük dedesinin adının olup olmadığımı sorduğumda, inceledikten sonra, “olmadığını” söyledi. Demek ki bu liste sadece Nif kaza merkezinde yaşayanlardan oluşuyordu.

Kendisi de Bornova doğumlu olan Karara, mübadele yoluyla Nif’ten Yunanistan’a gidenlerin yaptıklarına ilişkin, 1953’te “Yunanistan’daki Nifyolular Derneği” adlı bir dernek kurduklarını belirterek, “amaçlarının aralarındaki teması, sevgiyi ve dayanışmayı geliştirmek, eski geleneklerini ve güzel memleketlerine olan bağlarını” korumak olduğunu; hatta derneğin, her yıl 4 Kasım’da görkemli anma törenleri düzenlediklerini vurguluyor. Derneğin ayrıca 1956-1962 yılları arasında, toplam 34 kez çıkan “The Nymfaeon” adlı, iki sayfalık, aylık bir gazete çıkardığını, bu gazetede Nifyo ile ilgili yazıları yayınladıklarını da belirtiyor.

Mübâdele’nin en trajik yanı aslında her iki yakada da “öteki” olmaktı; ne gidenler gittikleri yerden ne de yeni gelenler geldikleri yerlerinden memnundu; ama onlar, (onlardan kastım sadece rakamsal) çok iyi biliyorlardı ki bu, bir “zorunluluktu.”. Gittikleri yerlere sadece kendilerini değil, adlarını da beraberlerinde götürdüler; hatta adlarını verdiler: Nea Moudania / Mudanya (Bursa), Nea Triglia / Trilye (Bursa), Nea Fokea / Foça , Nea Smyrni (Atina’da bir semt) /, Nea Ionya / Alanya, Nea Sampsunta -Preveze /Samsun, Nea Malgara / Malkara (Tekirdağ), Nea Kessani / Keşan (Edirne), Peristasis / Şarköy (Tekirdağ), Ganohora /Gaziköy-Hoşköy (Şarköy, Tekirdağ), Nea Trabizon / Trabzon, Nea Kerasus / Giresun, Nea Karvali / Güzelyurt (Aksaray, eski adı Gelveri), Nea Efesos / Şirince/Selçuk (İzmir), Nea Sinasos / Mustafapaşa (Nevşehir) … Köy adlarını sayamıyorum bile.

“Mübâdele Anlaşması” kapsamında hep “Ege Denizi ve Ötesi” üzerinden büyük göçleri değerlendirdik. Peki “Ege Denizi” ve berisinden ve tabiî ki özellikle de Kemalpaşa örneğinde mübâdele nasıl yaşandı?

“Mübadele” öncesi Nif’te 2.700, Y. Kızılca’da 1.300, Bağyurdu’nda 1.200, Ulucak’ta 331, A. Kızılca’da 50, Armutlu’da 35 Rum nüfus kaydı görünmektedir. Buna göre Nif ve mücavir alanında yaşayan toplam Rum nüfus 5.616’dır. Oysa bu sayı daha 1917 başlarında 4.765’tir. Aradaki fark Yunan işgali sırasında, Yunan politikası gereği Nif bölgesine yerleştirilen ve Rumlar üzerinden yapılan demografik manipülasyonun sonucudur. Bütün bu verilere göre, Nif’te 1923 yılında kaydedilen 5 Rum nüfus dışında yer alan Rumların tamamı ya “kaçanlar” ya “göç edenler” ya da “göç etmek zorunda kalanlar” yani “mübadiller” olarak tanımlanmalıdır. Peki “Mübadele” sürecinde Kemalpaşa’ya kimler geldi?

Arşiv kayıtlarından edindiğim bilgiye göre “Mübadele Anlaşması” çerçevesinde Selanik ve bağlı yakın yerleşimlerinden 90, Yanya bölgesinden 88, Girit ve yerleşimlerinden 30, Manastır’dan 10, Midilli Adası’ndan 9 olmak üzere oluşturulmuş 227 tasfiye talepnâmesi mevcut.

Tam bu noktada Nimet Altuntaş’ın verdiği bilgiler oldukça somut verilere dayanıyor: “Tasfiye talepnamelerinden yola çıkarak mübadillerin göç ettiği Yunanistan şehirlerini öğrenebildiğimiz gibi Türkiye’ye geldikten sonra yerleştikleri bölgeleri de tespit etmekteyiz. Kemalpaşa sınırları içerisinde yerleştirildikleri merkezler Yunan işgalinden önce Rum nüfusun yaşadığı yerlerdi. Göçmenler de buralara, Rumlardan kalan terk edilmiş mallara ve arazilere yerleştiriliyordu… Mübadele ile en çok göç alan Kemalpaşa kaza merkezi olmuştu. Merkez ve mahallelerin haricinde köy ve beldeler arasında ‘Parsa, Ulucak, Armutlu, Damlacık, Kızlca-yı Bâlâ (Yukarı), Halilbeyli, Kızılca-yı Zir (Aşağı), Ören’ yerleşkelerinde mübadillerin iskânı gerçekleştirilmiştir.”

Hukuksal anlamda mübadele, Ege Denizi’nin her iki yakasında da yıllarca sürecek kronik bir kan davasını başlamadan bitirmişse de kanlı 20. yüzyılda açılmış tertemiz, bembeyaz bir sayfa olsa da, yakın zamana kadar her iki tarafında yaşadığı “trajik” olayların başlangıcı olmuştu; günümüzde sadece anılarda kalsa da…

NOT: Mübâdele’nin Kemalpaşa özeline gelirsek bu noktada değerli bir master tezini ön plana çıkarmalıyım. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Prof. Dr. Kemal Arı danışmanlığında Nimet (Altuntaş) hanım, bilimsel bir tez yapmıştı, yaşı benden küçük olduğu için abisi olarak tebrik ederim, süreçte yer alamadım ama Kemalpaşa üzerine yapılmış çok başarılı bir çalışma olduğunu söylemeliyim… Umarım kitap olarak yayımlanır.

KAYNAKLAR: Nimet ALTUNTAŞ, İzmir Kemalpaşa’da Mübadele, Dokuz Eylül Ünv., AİİTE, (yayınlanmamış YL tezi) İzmir 2019; Kemal ARI, Suyun İki Yanı: Mübadele, İstanbul 2016; Kemal ARI, “Mübadele Gemileri ve Yolculuk”, Atlas Tarih dergisi, Şubat-Mart 2023, S. 79, s. 30-41; Nikou KARARA, ΤΟ ΝΥΜΦΑΙΟ (ΝΥΦΙΟ), Atina 1968.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Gelecek Kaygısı ve Sigara

HIZLI YORUM YAP