DOLAR

44,7626$% 0.02

EURO

52,9621% 0.05

STERLİN

60,8764£% -0.04

GRAM ALTIN

6.891,44%-0,01

ÇEYREK ALTIN

11.228,00%0,31

İmsak Vakti a 02:00
İzmir KAPALI 19°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
aktuel

aktuel

16 Nisan 2026 Perşembe

    Saadet Partisi Kadın Kollarından Açıklama:

    Saadet Partisi Kadın Kollarından Açıklama:
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    “Okullarımızda yankılanan kurşun sesleri, toplumsal çürümenin son durağıdır!”

    Saadet Partisi İl Kadın Kolları Başkanı Fatma Dündar, son günlerde okullarda yaşanan silahlı saldırılara ilişkin açıklama yaptı.

    Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta kısa aralıklarla meydana gelen olayların ardından konuşan Dündar, eğitim kurumlarında yaşanan şiddetin “toplumsal çürümenin en acı göstergesi” olduğunu vurgulayarak yetkililere acil önlem çağrısında bulundu.

    Saadet Partisi İl Kadın Kolları Başkanı Fatma Dündar’ın açıklamasında şu ifadeler yer aldı.

    “Bugün sadece bir siyasi partinin mensupları olarak değil; evlatlarını her sabah “zihni açık olsun” dualarıyla okula uğurlayan anneler, ablalar ve bu vatanın geleceği için dertlenen kadınları olarak haykırıyoruz.

    Yüreğimiz yanıyor, nefesimiz kesiliyor! Önce Siverek, ardından Kahramanmaraş… İki gün içinde iki okulumuz, çocuklarımızın ders dinlemesi gereken o kutsal sıralar, ne yazık ki kurşun sesleriyle yankılandı. Kahramanmaraş’ta 10can yitirdik, 13 kişi ise şu an yaşam mücadelesi veriyor.

    Bu tablo sadece bir güvenlik zafiyeti değildir. Bu tablo, bir toplumun iliklerine kadar hissettiği toplumsal bir cinnetin resmidir. Henüz 8. sınıfa giden bir çocuğun eline uzun namlulu silah alıp okul basabildiği bir düzende, hepimiz şapkamızı önümüze koyup düşünmek zorundayız.

    “Bu ülkede bir şeyler sadece bozulmuyor, kökünden çürüyor! Bu çürüme artık sokakları aşmış, okul koridorlarına, sınıfların içine kadar sızmıştır. Silaha ulaşmanın ilaca ulaşmaktan daha kolay olduğu bir düzen; çürümüş bir düzendir.”

    Bizler Saadet Partisi Kadın Kolları olarak sormak istiyoruz:

    • Güvenlik Nerede? Makam odalarını korumak için seferber edilen imkânların neden binde biri bile öğretmenimizi ve öğrencimizi korumak için kullanılmıyor?

    • Eğitim Nerede? Çocuklarımızı sadece sınavlara hazırlayan ama “insan” yetiştirmeyi, merhameti, adaleti ve yaşatma iradesini öğretemeyen bu sistem daha kaç kurban verecek?

    • Denetim Nerede? Sosyal medya mecralarında şiddetin kutsandığı, dizilerle örneklik sunulduğu, silaha erişimin bu denli kontrolsüz olduğu bir ortamda, çocuklarımızın ruh sağlığını kim koruyacak?

    Bu sadece bir ihmal değil, bu bir yönetim kusurudur! Bunun bedelini ise bugün savunmasız çocuklarımız öğretmenlerimiz canlarıyla ödüyor. Bir anne için evladının okul çantasına kitap yerine kurşun girmesinden daha büyük bir acı olamaz.

    Buradan Yetkililere Sesleniyoruz:

    Bölgeye gönderilen heyetimizle tüm hukuki ve idari sürecin takipçisi olacağız. Ancak sadece adli süreç yetmez! Aile yapımızı dinamitleyen, şiddeti normalleştiren, eğitimi ruhsuzlaştıran bu bozuk düzenin kökten değişmesi şarttır.

    Okul koridorlarında barut kokusu değil, tebeşir kokusu; çocukların çığlıkları değil, neşesi yankılanana dek susmayacağız.

    Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun.”

    Devamını Oku

    Avukat Murat Yeşilkaya yazdı.. “VAKIF MALLARI DEVLETİN DEĞİL VAKIFLARIN KENDİ ÖZ VARLIĞIDIR”

    Avukat Murat Yeşilkaya yazdı.. “VAKIF MALLARI DEVLETİN DEĞİL VAKIFLARIN KENDİ ÖZ VARLIĞIDIR”
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    .”Danıştay 12. Dairesinin 30 Eylül 1967 günlü ve 66/2367 sayılı kararında, vakfa ait hisseli mahlûl yerlerin paydaşlarına nasıl satılacağı hakkındaki 3294 sayılı Kanunun 3. maddesinde yer alan ve mahlûl payın değerinin mahlûl malın niteliğine göre Bina veya Arazi Vergileri Kanunlarındaki hükümlere göre belli edileceğine ilişkin bulunan hükmün, Anayasa’ya aykırı olduğu yollu itirazın dairece ciddî görüldüğü belirtilmiş ve konunun Anayasa Mahkemesince karara bağlanması istenmiştir.

    Olay: Danıştay’da Vakıflar Genel Müdürlüğüne karşı dava açan kişi, dilekçesinde yazılı taşınmaz malın yarısına kendisinin, öbür yarısına davalı Vakıflar idaresinin paydaş olduğunu, Vakıflara ait bu mahlûl payın 3294 sayılı Kanun gereğince kendisine satılması için davalıya başvurmuşsa da davalının bir malı ancak arttırma ile satabileceğini bildirip açık arttırma kararı verdiğini, bu payın 3294 sayılı Kanun gereğince vergi değeri üzerinden kendisine satışının zorunlu olduğunu ileri sürerek davalı Genel Müdürlüğün açık arttırmayla satış kararının iptalini istemiştir. Davalı Genel Müdürlük, savunmasında davacının dayanağı 3294 sayılı Yasanın 3. maddesindeki mahlûl vakıf payının vergi değeri üzerinden satışını öngören hükmün Anayasa’nın 36. maddesi ile tanınmış bulunan mülkiyet hakkına aykırı bulunduğunu, mülkiyet hakkına konulan bu sınırlandırmanın kamu yararına dayanmadığını ileri sürerek bu yönün incelenmesi için işin Anayasa Mahkemesine gönderilmesini istemiştir.

    Devlet, maliki olduğu malları satım, bağışlama gibi yollarla yasalara dayanarak elden çıkarabilirse de kendi mülkiyetinde olmayan mallar üzerinde bu biçimde salt bir yetkiye sahip değildir. Nitekim Devletin başkalarının mallarım kamu yararına dayanarak benimsemesi dahi Anayasa’nın 38. ve 39. maddeleri gereğince ancak kamulaştırma ve devletleştirme biçiminde olabilir ve bu işlemlerin bağlı olduğu bir takım koşullar arasında en önemlisi, bunların gerçek karşılıklarının ödenmesi koşuludur. Buna göre Devletin, kendisine ait olmayan herhangi bir vakıf taşınmaz malın bugünün koşullarına göre az bir karşılık demek olan “Bina veya arazi Vergileri Kanunlarına göre tayin edilecek” karşılıkla üçüncü kişilere verdirme yetkisi olmamak gerekir. O halde 3294 sayılı Kanunun 3. maddesindeki “mahlûl hissenin kıymetinin mahlûlün mahiyetine göre Bina ve Arazi Vergileri Kanunlarındaki hükümlere göre tayin olunacağı”, hükmü Anayasa’ya aykırı niteliktedir.

    İslam hukukuna göre kurulmuş olan ve varlıkları 2762 sayılı 05.06.1935 tarihli Vakıflar Kanunu ile tanınan vakıflar taşınmaz mallarının bu vakıfların mülkiyeti altında olduğu, gerek islam hukukunun, gerekse o hukukun bu konudaki hükümlerim saklı tutan Vakıflar Kanununun hükümleri gereğidir. Demek ki vakıf malların maliki, hiçbir zaman Devlet değil, vakıfların kendileridir.

    İcareteynli yahut mukataali denilen vakfın taşınmaz mallarda bunların çıplak mülkiyet vakıfların, ancak bu mallardan yararlanma hakları, mutasarrıf denilen kişilerindir. Mutasarrıf denilen kişilerin mirasçı bırakmadan ölümleri durumunda bu mallara mahlûl mallar denilir, mahlûl mallar üzerindeki yararlanma hakkı ise Devlete değil vakıflar idaresine ait olur.

    İcareteynli veya mukataali vakfın mülkiyeti; taşınmazın tümü üzerinde olabileceği gibi belli bir payı üzerinde de olabileceğinden, malın öbür payına başkaları malik durumunda bulunabilirler.

    Mahlûle kalmak sonunda yararlanma hakkı dahi Vakıflar İdaresine dönen icareteynli veya mukataalı vakıf mal payının öbür paydaşlara satışım sağlamak için 3294 sayılı Yasa ile özel esaslar konulmuştur.

    Anayasa’nın 36. maddesi hükmünce mülkiyet hakkı, Anayasa güvencesi altına alınmış ve bu hakkın ancak kamu yararı düşüncesi ile veya yasa hükmü ile sınırlanabilmesi öngörülmüştür. Yukarıda da söylendiği gibi, vakıf malların mülkiyetinin Devlete değil, vakıf tüzel kişiliğine ait olduğu, 2762 sayılı Vakıflar Kanunuyla kabul edilmiş bulunmaktadır. İtiraz konusu hüküm, mahlûl vakıf mal paylarının paydaşlara satışlarında bunlann yapı olmaları durumunda bina vergisine ve üzerinde yapı bulunmayan bir taşınmaz mal olmaları durumunda arazi vergisine temel tutulan değer üzerinden satılmalarını öngörmektedir. Oysa genel hükümler uyarınca bir malın satışında malikin uygun göreceği değerle ve mazbut vakıflardan olan vakıf malların satışında ise, 2490 sayılı Yasa uyarınca açık artırma sonuncunda bulunacak değerle satılması gereklidir. İtiraz konusu hüküm, satış parasını sınırlandırmakla malikin malı üzerindeki mülkiyet hakkından doğan tasarruf yetkisini sınırlandırmış bulunmaktadır; Çünkü bina ve arazi vergilerine temel tutulan değerler dondurulmuş bir takım değerler olup bugünkü koşullara göre genellikle gerçek değerin çok altında bulunmaktadır. Demek ki söz konusu hüküm, malik olan Vakıfların zararına sonuçlar doğuran bir hükümdür. Buna karşılık bunların elden çıkarılması ile sağlanacak yarar, hiçbir zaman bu fedakarlığı haklı gösteremez, başka deyimle öbür paydaşların kolaylıkla bu mallan satın almalarının sağlayacağı yarar dahi vakfın mülkiyet hakkının bu biçimde sınırlandırılın aslını haklı gösteren bir kamu yaran niteliğini kazanamaz; zira Medeni Yasanın 659. maddesinde öngörülen kanunî ön alım (Şüfa) hakkı ile paydaşların yararları korunduğu gibi vakfın mülkiyet hakkı da aşırı olarak sınırlandırılmamış bulunur. Herhangi bir malın 2490 sayılı Kanuna göre açık artırmayla satışı durumunda dahi, ön alım hakkının bulunduğu Yargıtay’ın 4/5/1940 günlü ve 57/17 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile belirtilmiştir. Bir an için, devletin bu payların ucuz para ile öbür paydaşlara verilmesi sonucunda onların, kolayca mal sahibi veya başka deyimle konut sahibi olmalarını sağlamak istediği ve böylece Anayasa’nın kendisine yüklediği bir ödevi yerine getirmiş olacağı düşünülse bile, Devletin, başkasının taşınmaz malına el atabilmesi, ancak kamulaştırma yolu ile ve o malın gerçek karşılığını ödeyerek olabileceğinden (Anayasa Madde 38); bunun dışında bir davranışla Devletin kamu yararı düşüncesi ile dahi olsa, başkasının taşınmaz malını gerçek değerinden az bir değerle kimi yurttaşlara vermesi, Anayasa’ya uygun ve Anayasa’nın 36. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren bir durum sayılamaz. Bu nedenlerle Anayasa’ya aykırı bulunan itiraz konusu hükmün, iptali gereklidir. ( Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 30.01.1969 tarihli 1967/47.E 1696/9.K sayılı kararı )

    5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30 maddesine göre ” Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idareler, köy veya diğer kamu tüzel kişileri ile bunlara ait müessese, iktisadi işletme ve bağlı ortaklıklarının mülkiyetine geçmiş vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur.

    Birinci fıkrada sayılan tüzel kişilerin mülkiyetinde olup doğrudan vakfedilen veya mevcut olup olmadığına bakılmaksızın vakıf kaynaklarından inşa edilmiş, onarılmış veya ilaveler yapılmak suretiyle katkı sağlanmış vakıf kültür varlıkları, vakıf yoluyla meydana gelmiş sayılır. ” Şeklinde hüküm getirilmiştir.

    2762 sayılı 05.06.1935 tarihli Vakıflar Kanunu, Anayasa Mahkemesi Genel Kurul kararı ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30 maddesi dikkate alındığında Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren ve dahi öncesinde Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idareler, köy veya diğer kamu tüzel kişileri ile bunlara ait müessese, iktisadi işletme ve bağlı ortaklıklarının mülkiyetine geçmiş vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devir edilmesi gereken bir gerekçe ile koruma altına alındığı, mülkiyetin devlete ait olmadığı, kullanma hakkının kamu kurum ve kuruluşları tarafından yerine getirilse bile vakıflar dışında hiçbir kurum veya kuruluş çıplak mülkiyet hak ve iddiasında bulunamayacağı benimsenmiş ve kabul edilmiştir.

    İzmir Büyükşehir Belediyesinin kullanımında bulunan meslek fabrikası, eski gasil hane ve Egemenlik Binası 1935 tarihinden itibaren mevcut bulunan ve uygulanmasında sakınca bulunmayan geçerli kanunlar ve anayasa mahkemesi kararları dikkate alınarak mülkiyetin kanun gereği aslına dönmesi amacıyla meslek fabrikası, eski gasil hane ve Egemenlik Binası Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmiştir.

    İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yararlanma ve kullanma haklarının ellerinde olmasını kullanarak kanunları tanımaz bir hal alacak şekilde toplum karşısında infiale yol açarak, yanlış yönlendirme ve değerlendirme ile vakıflar genel müdürlüğünün anayasal koruma altına alınan çıplak mülkiyet hakkına yönelik eylem ve tavırları yok hükmündedir. İzmir Büyükşehir Belediyesi gibi bir kamu kuruluşunun yetkilerinin Vakıflar Kanunu’nu ve Anayasa Mahkemesi kararlarını görmezden gelmeleri hukuki bir yaklaşımın değil kaos ortamı oluşturarak kişisel ve siyasi rant sağlama çabasından öteye gitmemektedir.”

    Devamını Oku

    CHP Kemalpaşa İlçe Başkanı Ahmet Yılmaz’dan İddialara Yanıt

    CHP Kemalpaşa İlçe Başkanı Ahmet Yılmaz’dan İddialara Yanıt
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    CHP Kemalpaşa İlçe Başkanı Ahmet Yılmaz ve eşi Sezen Yılmaz hakkında kamuoyuna yansıyan iddialar gündemdeki yerini korurken, Yılmaz cephesinden konuyla ilgili açıklama geldi.

    Yılmaz , açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    Ülkemizin dört bir yanında sistematik bir şekilde partimize ve bizlere karşı girişilen her türlü saldırılara uzun süredir alışkınız. Geldiğimiz noktada saldırıların boyutu, herkesin en kutsalı olan aile üyelerine eziyet etmeye kadar uzanmış; yalan ve iftira rüzgârı yerini kasırgaya bırakmıştır.

    Asıl hedefin bizler değil, partimiz olduğunu biliyor ve bu disiplin ve inançla her türlü saldırıya karşı mücadele ediyoruz. Ben Ahmet Yılmaz olarak her türlü saldırıya karşı cevap verebilir, dilim döndüğünce gerçekleri haykırabilirim. Ancak söz konusu olan artık benim ailem olmuşsa; her türlü siyasetin ve tartışmanın üzerinde tuttuğum sevdiklerim hedef alınıyorsa, orada “durun” derim.

    Son günlerde, bir süredir tek amacı partimizin aleyhinde yayın yapmak olan medya organlarından bir tanesine konuk olan siyasi bir şahıs, eşimin bir il belediyesinde 1,5 yıl çalıştığını, bunun SGK görevlileri tarafından ispatlandığını, 21 Mart tarihinde işten çıkarıldığını, hatta eşimin ikametini dahi o ile aldırdığını iddia etmiştir. Bu iddialar, başka bir takım medya organları ve siyasilerde karşılık bulmuştur.

    Belge arayanlara buradan belge sunuyorum: İşte SGK hizmet dökümü, işte ikamet belgesi. İspat arayanlar buraya baksınlar. Dileyen tüm vatandaşlarımız, partimize gelerek iddiaya konu olan belgelerden edinebilirler.

    Cumhuriyet Halk Partilileri hiçbir yere sığdıramayan, nefes almasına bile katlanamayanlar, benim bir dönem belediye emekçisi olduğum gerçeğini manipüle ederek “bankamatikçi” algısına sarılanlara en büyük cevabı, yıllarca beraber emek verdiğim, ter döktüğüm emekçi kardeşlerim verir. Bahsedilen Yönetim Kurulu üyeliğim, yaklaşık 50 gün süren ve ilçe kongremiz öncesi, tüzük gereği istifa ederek ayrıldığım bir süreçten ibarettir.

    Dün olduğu gibi bundan sonra da çocukluğumdan bu yana sevdamız olan Cumhuriyet Halk Partisi için ter dökmeye devam edeceğiz. Eşim ve Cumhuriyet Halk Partisi ailem ile birlikte, bundan sonra da gereken cevabı Kemalpaşa sokaklarında her bir vatandaşımızın derdine dert arayarak vermeye devam edeceğiz.

    Asılsız birçok detayın yer aldığı tüm iddiaları ortaya atan ve yayanlarla ilgili suç duyurusunda bulunduğumun bilinmesini isterim. Hukuki sürecin takipçisi olacağız.

    Devamını Oku

    Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki gözaltına alındı

    Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki gözaltına alındı
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    İzmir’de Bornova Belediyesi bünyesinde yürütülen “bankamatik personel” iddialarına ilişkin soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı. Soruşturma kapsamında, aralarında Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki’nin de bulunduğu 4 isim ifade vermek üzere telefonla ile davet edildi. Savcılık, 4 isim hakkında gözaltı kararı verdi.

    Soruşturma dosyasına göre, A.A. isimli kişinin 22 Eylül 2025 tarihinde “Çağrı Merkezi Müşteri Temsilcisi” olarak SGK kaydının bulunduğu, ancak fiilen görev yapmadığı tespit edildi. SGK uzman raporunda yer alan bulgular doğrultusunda, söz konusu durumun “bankamatik personel” kapsamında değerlendirildiği öğrenildi.

    Yapılan açıklamada; Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki belediyede çağrı merkezi müşteri temsilcisi olarak görünen A.A., Bornova Belediyesi Personel A.Ş.’de İnsan Kaynakları Müdürü P.K. ile Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdür Vekili İ.A.’nın sorumluluğu bulunduğu belirtildi.

    BAŞSAVCILIKTAN AÇIKLAMA GELDİ
    İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklama şu şekilde:

    “Bornova Belediyesi’nde A.A’nın “bankamatik memuru olarak çalıştırıldığına ilişkin” İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında;

    Şüpheli A.A.’nın 22.09.2025 tarihinde Çağrı Merkezi Müşteri Temsilcisi olarak SGK kaydı bulunduğu ancak fiilen görev yapmadığı tespit edilmiştir.

    SGK Uzmanlık Raporu doğrultusunda;

    * Bornova Belediye Başkanı Ö.E,

    . ⁠Bornova Belediyesinde Çağrı Merkezi Müşteri Temsilcisi A.A,

    * ⁠Bornova Belediyesi Personel A.Ş Genel Müdürlüğü İnsan Kaynakları Müdürü P.K,

    * ⁠Bornova Belediyesi Basın Yayın Halkla İlişkiler Müdür V. İ.A,’in

    SGK Uzmanlık Raporunda sorumluluğu bulundukları tespit edilmiş olup;

    “Nitelikli Dolandırıcılık” ve “Resmi Belgede Sahtecilik” suçlarından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığımızca gözaltına alınmıştır.”

    Devamını Oku

    CHP KEMALPAŞA’DA ÇİFTE İDDİA: AHMET YILMAZ VE EŞİ HAKKINDA TARTIŞMALAR BÜYÜYOR

    CHP KEMALPAŞA’DA ÇİFTE İDDİA: AHMET YILMAZ VE EŞİ HAKKINDA TARTIŞMALAR BÜYÜYOR
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    CHP Kemalpaşa İlçe Başkanı Ahmet Yılmaz ve eşi CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Sezen Yılmaz hakkında ortaya atılan iddialar hem yerel hem de ulusal basında gündem oldu.

    CHP Kemalpaşa İlçe Başkanlığı görevine Ağustos 2023’te seçilen Ahmet Yılmaz hakkında, görev süresi boyunca “bankamatik çalışanı” iddiaları sık sık gündeme gelmişti. Yılmaz’ın ilçe başkanlığı görevini sürdürürken, Mayıs 2025’e kadar İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzdoğa şirketinde kamyon şoförü olarak çalışmaya devam ettiği belirtildi. Parti yöneticiliği ile belediye çalışanlığını aynı anda yürütmesi, söz konusu iddiaların yoğunlaşmasına neden oldu.

    CHP’nin 6 Eylül 2024 tarihinde gerçekleştirilen 20. Olağanüstü Kurultayı’nda alınan tüzük kararı gereği, parti yöneticilerinin kamu görevlerinde bulunması yasaklanmıştı. Bu kararın ardından, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay tarafından Ahmet Yılmaz’ın belediyedeki görevine son verildi.

    Belediyedeki görevinden ayrılmasının ardından Yılmaz’ın, bu kez Bornova Belediyesi’ne bağlı İZBAŞ şirketinde yönetim kurulu başkanvekilliği görevine getirildi. Ömer Eşki yönetimindeki Bornova Belediyesi döneminde 8 Ağustos 2025’te İZBAŞ şirketinde görevlendirilen Yılmaz’ın göreve getirilmesi ile ilgili ilanın ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı görüldü.

    Ahmet Yılmaz 20 Eylül 2025 tarihindeki ilçe kongresi yeniden ilçe başkanı seçilmişti.

    Söz konusu süreçte, Ahmet Yılmaz’ın yaklaşık iki ay boyunca hem CHP Kemalpaşa İlçe Başkanı hem de İZBAŞ Yönetim Kurulu Başkanvekili olarak görev yaptığı iddiaları kamuoyunda tartışma yarattı.

    Öte yandan, Uşak–Bornova hattında gündeme gelen “bankamatik personel” iddialarının Kemalpaşa’ya da uzandığı öne sürülüyor. CHP Kemalpaşa İlçe Başkanı Ahmet Yılmaz’ın, parti tüzüğüne rağmen belediye ve iştiraklerinde görev aldığı iddiaları tartışılırken, bu kez eşi Sezen Yılmaz hakkında ortaya atılan iddialar da gündeme geldi.

    İddialara göre, savcılığa da intikal eden soruşturma kapsamında CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Sezen Yılmaz’ın Bornova Belediyesi’nde yaklaşık 4 ay çalıştığı öne sürülüyor. Ayrıca, Kemalpaşa ilçesinde ikamet etmesine rağmen yaklaşık 1,5 yıl boyunca Uşak Belediyesi’nde görev yaptığı iddiaları da basın ve kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

    Söz konusu iddialar ile ilgili olarak CHP Kemalpaşa İlçe Başkanı Ahmet Yılmaz cephesinden henüz bir açıklama yapılmadı.

    Devamını Oku

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.